Pendikspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pendikspor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2014 Salı

#5: Pendikspor 1-0 Turgutluspor

İçeride Tokat ve Kartal deplasmanından sonra üst üste üçüncü kez Pendik maçındayız Ramazan'la. Bu takım bu sene evinde çok absürt şeyler olmadıkça maç kaybetmez. Tokat maçının kopyası bir ilk devre oldu. Rölantide Pendik, etkili oynayan ama cılız ataklarla gol arayan rakip. Maça çift forvetle, bekleri de öne atıp başladı Turgutlu ama hücumları böyle bir deplasmanda gol bulabilecek kapasitede değil. 9 gol atabilmişler zaten şu ana kadar. Alt liglerin gediklisi, 4 kere Süper Lig'e çıkan kadrolarda yer alan Ömer Yalçın ile Ferdi Başoda. Biri 30, öteki 31 yaşındalar. Top oynamaktan çok hakemle, rakiple takıştılar. Ömer tam bir Emre B. Zaten onun gibi baldırı tuta tuta çıktı ilk devre oyundan.

Normal şartlarda bu oyunun hakkı devreye değişiklikle başlamaktır ama Ahmet Yıldırım ezberlemiş takımını. Biraz daha sabretti, 52'de Ali Kemal'i çağırdı. O dakikaya kadar pozisyona giremeyen takım bir top kaptı, Kaptan İlhan önde yakalanan savunmanın arkasına pası attı, Kral Yaser karşı karşıya pozisyonda tamamladı. Hoca belki golden sonra değişikliği iptal edip Fahri'yi oyunda tutsa daha iyi olabilirdi. Çok iyi top sakladı, pas dağıttı, oyunu kontrol etti, bunlara en çok ihtiyaç duyulan anlarda da oyundan çıktı.

Son 15 dakika Turgutlu iyi baskı kurdu, uzatmalar geçmek bilmedi. Yakup müthiş kaleci, ayağı 10 numara gibi, yan toplarda korkutmuyor. Taraftarın böyle kritik anlarda gerildiğini sanmıyorum. Mondragon da bize böyle hissettiriyordu.

İçeride bir önceki maç, Tokat karşılaşmasında rakip taraftar olduğundan mıdır bilmiyorum bilet fiyatları bu maça göre pahalı olmasına rağmen tribün daha kalabalıktı. Fakat hakkını yemeyelim Magnifico yine iyiydi. İkinci devre şampiyonluk yaklaştıkça bir de tribünün içinde maç izleriz inşallah.

Takım bu hafta içeride 5 maçta sadece 1 mağlubiyeti olan 1461 Trabzon'a gidiyor. Sonraki maçta da lige bu yıl yükselen ama sezona fırtına gibi başlayan, üçüncü sıradaki Ümraniye'yi ağırlayacak. Sakatlar döndü, cezalar bitti. Şu 2 maçta 6 puan = Sana söz yine baharlar gelecek


26 Ekim 2014 Pazar

#3: Kartalspor 1-0 Pendikspor


İçinde Galatasaray'ın olduğu çok derbiye gittim ama 2010'da Guti'nin sonlara doğru penaltıdan yazdığı Fenerbahçe-Beşiktaş ve geçen seneki Roma-Lazio'yla birlikte gittiğim Galatasaraysız üçüncü derbi bu. Her derbinin dinamikleri farklı. O bölgede yaşayan insanların, tribünlerin maça hazırlanışı farklı. Bu maç hem basının ilgi göstermemesi, hem de kulüplerin popüler olmaması sebebiyle alışkın olduğumuz derbilerle kıyaslanamaz gelebilir ama inanın çok keyifliydi. Kartal'ın resmi siteden attığı manşetteki gibi sempatik ilişkiler yoktu ne sahada ne de tribünde.

Geçen hafta Pendik Stadı'na arabayla gitmiştik, rahattı. Bu sefer araba olmayınca herkes aynı tepkiyi verdi, "tren açılana kadar oraya gidilmez". Suadiye civarından minibüsle 45 dakika çekiyor, abartmaya gerek yok İstanbul şartlarında normal. Zaten öyle bir maç oldu ki, bu futbolsuzlukta şehir bile değiştirilirdi uğruna...

Minibüsten inince stada doğru yürümeye başladım. Ramazan'ı beklerken -sağolsun müthiş yoldaşlık yapıyor- çevik birden üstümüze gelip dağıttı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken ara sokaktan 300 civarında Pendik taraftarı tezahüratlarla geldi. Arena'ya geldiğimizden beri böyle şeyleri unutmuştum. Sami Yen'e Fulya tarafından tezahüratlarla gelen Beşiktaş/Fener taraftarını gördüğümde ne hissediyorsam aynısını hissettim. Ramazan alınmasın ama o an kendimi ev sahibi, azınlığı bastırmak isteyen taraftarın yerine koyup Kartal'a yakınlaştım.


Sakatlık yüzünden oynayamayan Kartalsporlu Yasin Abdioğlu, sağolsun maçtan önce biletlerimizi ayarladığı için gişede beklemedik. Kartal Tribünü'nün girdiği Kapalı'nın da, karşıdaki Pendik taraftarının girdiği Maraton Tribünü girişinde de sıkıntılar vardı. Muhtemelen iki tribün de maçtan yarım saat önce geldiği için epey geç doldu stad. O ana kadar maçın içine girmek de zor oldu, 20. dakikadan sonra hareketlendi saha da. 

İki stad arasında kapasite açısından çok fark var, bu maç derbiydi onu da göz önünde bulundurmak lazım elbette fakat Tokat maçındaki Pendik tribününe kıyasla Kartal Kapalısı çok çok iyiydi. Maç ortadayken de, takım öndeyken de, kırmızıdan sonra da çok iyilerdi. Hepsinde farklı tepkiler verildi, yalan yok epey özlemişim, kıskandım maç sonunu.

fotoğraf twitter.com/selimyaz69

Son 2 maçta 90+'da yediği gollerle galibiyeti kaçıran Kartal transferdeki usülsüzlükler yüzünden 6 puanı silinince ligin dibinde çıktı derbiye. Ev sahibi avantajı lig, ülke vs fark ettirmiyor. Pendik çok formda olsa da Kartal saldırarak başladı maça. Devreyi geçen haftaki gibi rölantide oynadı Pendik. Kartal'da sol bek Oğuz Ceylan müthiş oynadı ilk devre, hatta atılana kadar. İlk devre tüm pozisyonlar o taraftan geldi. Pendik'te eski Fenerli, Beşiktaşlı Fahri Tatan 11 başladı. Bu seviyenin çok üzerinde maçlara çıktı elbette ama hazır değildi galiba, ciğeri kaldırmadı 90 dakikayı. Tam, "Pendik yine ikinci devre vites yükseltip alır maçı" derken uzatmalarda savunma uyudu, golü attı Kartal. 

İkinci devre daha santra yapılmadan saha karıştı. Derbi alametleri bunlar dedik, heyecanlandık. Stad dışında bazı olaylar oldu, her iki tribün de karıştı. Sahaya davul tokmağı, patlak top, koltuk atıldı bu arada. Sahaya gözlemci girdi, uzar bu olaylar diye düşünürken ortam yine nolduğunu anlamadan sakinleşti. Pendik'te geçen haftanın yıldızı İlhan uyuyan takımı uyandırdı, 70'de müthiş bir ara pası saldı. Bize tribünden temiz gibi gelen pozisyona hakem penaltı çaldı, üstüne bir de Oğuz Ceylan'ı attı. Saha içi uzun süre karıştı. Penaltıyı atmak için Yaser gerildiğinde hala arkada kavga vardı. Maç o andan itibaren renklendi. Pendik tribünleri şova hazırlanırken eski Kartallı Yaser penaltıyı kaçırdı. İşler bir anda tersine döndü, eksik kalan Kartal tribünü arkasına alıp yine 11'e 11 oynamaya başladı. Bu arada bir meşale de atıldı, bu introdur maç sonunda gerisi gelir dedim ama hayal kırıklığı oldu. Pendik oyunu yıkmaya çalışırken 10 kişi kalınca umutlar iyice tükendi, takım da gerildi. 


6 dakika uzatmanın başında Pendik taraftarı çıkartılmaya başlandı. Derbide kazanan ev sahibinin en son isteyeceği şey budur herhalde. Rakip taraftarla galibiyetten sonra eğlenmek derbi stresi çekmenin tek ödülü. Emniyet kendi işini kolaylaştırmak için taraftarı baltalamaya her yerde devam ediyor. 

   *fotoğraf twitter.com/serhataltin90

Maç sonunda kale arkası tribünü ile Pendiksporlu bazı futbolcular arasında tartışma çıktı. Burada Kapalı'nın hakkını vermek lazım. Maçın en gergin anında bile hiç madde atılmadı o taraftan, küfürlü tezahüratlar bir derbide ne kadar olursa o kadardı. Kartal'ın kale arkası tribünün çaprazına oturduk. Bu açıyı görüp Sami Yen Yeni Açık'ın Kapalı tarafını hatırlayanlar fav:)


Pendik son üç maçta ikinci mağlubiyetini aldı ama hala liderler. Pazar, Turgutlu'yu ağırlayacaklar. 2005-06 ve 2012-13 Galatasaray'dan sonra ilk kez bir takımın üst üste üç maçına gideceğim inşallah. Kartal ise puanı 12'ye çıkarttı ama hala düşme potasındalar. Son söz; Ligin ikinci yarısını, Pendik-Kartal maçını sabırsızlıkla bekliyorum. 

20 Ekim 2014 Pazartesi

#1: Pendikspor 5-1 Tokatspor

Bundan 10 sene önce İstanbul'a Galatasaray'ı izlemek için geldim, biletini karaborsadan aldığım bir Samsunspor maçıyla yapmıştım açılışı. Çok matah bir karar değildi, 16-17 yaşında hayatına yön vermeye çalışan bir çok ergen için kıstaslar zaten hep saçma sapan şeylerdi. Ben Galatasaray'ı seçtim, kimi kız arkadaşıyla aynı şehirde okumak için Trabzon'a gitti, bir başkası yazlıkları orada diye Mersin'e. Kader ağlarını ördü; Trabzon'daki kızdan ayrıldı, Mersin'dekinin babası iflas etti yazlığı sattı, beni ise geç de olsa Passolig belası vurdu. Yine de hakkını verdim, içimde çok ukde kalmadı. Geceden derbi bileti kuyrukları, Kadıköy/İnönü maceraları, biletsiz bir umutla gidilen Anadolu deplasmanları derken 200'ün üzerinde maça gittim. Son 3 sezon içerideki tüm maçlara gittikten sonra Galatasaray'ı televizyondan izlemenin çok koyacağını biliyordum ama Sneijder'ın ikinci golünde kucaklaşan tribünü görünce hiçbir şey bilmediğimi anladım.


Çok alt lig meraklısı bir adam değilim, yalan yok. Babamla aşağı yukarı 20 yıl önce gittiğim Kırıkkalespor maçları dışında, Ocak'ta İzmirspor maçına gittim o kadar. Bahane mi bilmiyorum ama doğup büyüdüğüm şehirde bu merakı tetikleyecek bir rekabet yoktu, 10 yıldır İstanbul'da da Galatasaray'ın yanında alt liglerle ilgilenecek vakit yoktu. Ta ki Passolig'e kadar. Hem İzmirsporlu damadın verdiği gaza hem de Ramazan kardeşimle bayramdan önceki muhabbete sığınıp bugün 2014-15 sezonunun açılışını yaptım.

Sezona 6 maç 6 galibiyetle başlayıp, hafta ortasında puansız Anadolu Selçuklu'ya yenilen Pendik;
üniversitedeyken 3 sene evinde oturduğumuz, eşi hastalandığında yanında olduğumuz, bir sıkıntısı olduğunda sabahın köründe/gecenin yarısında bizi arayan ama evden ayrılırken depozitomuzu vermeyen orospu ev sahibimizin memleketi Tokat'ı ağırladı. Haliyle tarafım belli çıktım evden. Stad girişinde üstünü aratmak istemeyen bir kulüp görevlisiyle polis arasında arbede çıktı, çevik geldi, semtin çocukları sinirlendi, ortalık karıştı. Yakın arkadaşlarım bilir, bu tip işlerden uzak dururum (Karabük'teki turnike patlatma hikayesindeki tavrımı blogun diğer yazarları iyi hatırlar) ama ekmek kuran çarpsın bunu bile özlemişim.

Başkan Sami, taraftar grubunu (Magnifiko) Kapalı'da istemediğinden bilet fiyatlarını iki katına çıkartıp Kapalı'yı 20 Lira yapmış. Haliyle açık tribün kombinesini 50 Lira'dan alabilen taraftarlar kulüp başkanına tepkiliydi. Bu karar sayesinde bugüne kadar duyduğum en enteresan küfürsüz tezahüratı işitti kulaklarım: "Sami'nin çocuğu tüp bebek, tüp bebek"


Pendik'in niye sezona altı galibiyetle başladığını anlamak zor değil. Devreye penaltı golüyle 0-1 yenik girmesine rağmen ne topçularda ne de tribünde bir panik vardı. Gerets'in ilk sezonundaki Galatasaray rahatlığında herkes. Maç 52'de 2-1, 59'da 3-1 oldu, 5-1 bitti. Serhat Akın'ı yad etmeye gerek yok ama 8, 9 da olurdu. Bellinzona ve Benfica maçlarında sonradan girip 1 gol atan Yaser ile Beşiktaş'ın 5-0'lık Barcelona maçının sonlarında Nou Camp çimlerine çıkan kaptan İlhan bugün şov yaptı. Daha koltuğa yeni oturmuşken Ramazan, İlhan'ı izleyin dedi, harbiden de bambaşka bir top oynadı: 2 gol, 2 asist. Yaser de 2 tane yazdı.


Hayatı yarım bırakılmış hikayelerden oluşan adamlarız. Bu sefer en sevdiğim, en keyif aldığım şey için hedef koyuyorum önüme. İnşallah yalan olmayız, bir engel çıkmaz da Haziran'a kadar futbol/basketbol dahil 50 kere tribüne gidebiliriz.


Yaşasın e-biletsiz maçlar, yaşasın kağıt bilet.