Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünya Kupası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2010 Perşembe

2010 Dünya Kupası #10: Yunanistan



"İlk hedef gruptan çıkmak. Ben küçük adımlara inanırım, önce ilk 16 sonra da devamı. Umarım bu zor zamanlarda Yunan halkını gülümsetebiliriz. 2008'de eve erken dönmüştük, şimdiyse ilerlemeliyiz."
Otto Rehhagel

Nam-ı diğer Kral Otto. 2001'de mavi-beyazlıların başına geçen Alman Hoca, 2004 Avrupa Şampiyonluğu apoletiyle, oynattığı futbolla olmasa da başarı adına ülke futbolunda bir devrim yaptı. Oynadığı katı defans anlayışı yüzünden futbolseverlerin hiçbir zaman zevkle izlemediği Yunanistan, takım yaş ortalamasını biraz düşürmüş. Defansta Liverpoollu Kyrgiakos, ortasahada takım kaptanı ve ülke efsanelerinden biri diyebileceğimiz Karagounis, forvette ise 2004'teki golleriyle hatırladığımız Charisteas takımın tecrübeli isimlerinden.

İlk 11 olmasa bile alacağı sürelerde kendini göstermeye çalışacak olan Sotiris Ninis benim de merak ettiğim hücum oyuncularından biri. Defansif bir oyuncu olan Vasileios Torosidis ise birçok mevkide oynayabiliyor ve bu özelliğiyle kendine yer bulacaktır. Almanya'da başarılı sezonlar geçiren Gekas, Celticli Samaras ve Ukrayna'yla oynanan play-off maçlarında 180 dakikanın tek golünü atan Salpingidis gol yollarında etkili olabilecek silahlar.

Takımın önemli artılarından biri şüphesiz duran toplar. Boy ortalaması hayli uzun olan Yunanistan bunu gol olarak lehine çevirebilirse rakipleri için ciddi tehlike olabilir. Takımın sahaya dizilişi konusunda artık pek kullanılmayan 3lü -kenar oyuncuların da defansif oyuncular olacağını düşünürsek 5li- defans anlayaşını tercih ederlerse Rehhagel'in bir bildiği vardır diyeceğim.

Football Fans Know Better


Neredeler?

Yunanistan dünya sıralamasında 13. sırada bulunuyor.

Yol Haritası

Grupta oynadığı 10 maçta 6 galibiyet, 2 beraberlik, 2 de mağlubiyet gören Yunanistan 20 gol atıp 10 gol yedi. Yenilen gol sayısı ve İsviçre gibi ortalama bir Avrupa takımı karşısında 2 maçta da alınan mağlubiyetler hiç de iyi sinyaller değil. Grubu 2. sırada bitiren ülke play-offta Ukrayna'yı toplamda 1-0 la geçerek kupaya katılıyor.

CV

Bugüne kadar sadece ABD 94'e katılabilen Yunanistan o turnuvada gol atamadan ve puan alamadan evine dönmüştü.

Ne Turnuvaydı Ama!

Hatırlamak isteyecekleri bir dünya kupası hatıraları yok.

Yazarın Tahmini

Nijerya postumda da belirttiğim gibi ikincilik için Nijerya ile çekişeceklerdir. Güney Kore ile oynayacakları ilk maçı kazanırlarsa iyi bir hava yakalayabilirler. Fakat harika hücumculara sahip Arjantin ve hızlı forvetleri olan Nijerya karşısında elemelerdeki gibi bir savunma performansı sergilerlerse yine hüsrana uğrayabilirler.

Fikstür

12 Haziran 2010, 14:30 Güney Kore
17 Haziran 2010, 17:00 Nijerya
22 Haziran 2010, 21:30 Arjantin

2010 Dünya Kupası #9: Güney Kore


"Dürüst olmam gerekirse rakiplerimizin arkasında kalacağız gibi gözüküyor. Elimizden gelenin en iyisini yapıp, işlerini zorlaştırmak için uğraşacağız." Huh Jung-moo

Rezervuar Köpekleri yazarlarına göre grubun zayıf halkasına geldi sıra. 2002'de ev sahibi oldukları turnuvada fırtınalar estirip Asya tarihinin en başarılı derecesine ulaşarak yarı finale çıkan, turnuvayı da bize yenilerek 4. tamamlayan Güney Kore, 8 yıl öncesini mumla arıyor. 2006 Dünya kupasında 4 puanda kalarak gruptan çıkamayan takım bu turnuvadan da çok ümitli değil.

2007'den bu yana takımı çalıştıran Huh Jung-Moo'nun sistemi klasik 4-4-2. Orta sahanın göbeğini güçlü ve defansif oyunculardan kuran Moo, kanatlarda Manchester United'tan Park Ji-sung ve Bolton Wanderers'dan Lee Chung-Yong'u kullanıyor. Forvet ikilisini ulusal ligden oluşturan Kore'nin en önemli gol silahları A.S. Monaco'da top koşturan Park Chu-Young ve 82 maçta 25 golle takımın en skorer oyuncusu Lee Dong-Gook.

Dünya Kupasına gelene kadar 4 hazırlık maçı yapan Güney Koreliler ilk ikisini Ekvador ve Japonya'ya karşı 2-0'lık skorlarla kazanırlarken, sonraki ikisinde Belarus ve İspanya'ya 1-0'lık skorlarla mağlup oldular. Takımın en önemli silahı Park Ji-Sung'un yaşadığı sakatlık teknik heyeti korkutsa da, İspanya'ya karşı dinlendirilen oyuncunun ilk maça yetişeceğinin açıklanması Güney Korelilerin umutlarının devam etmesine vesile oldu. Dünya Kupasından sonra takımdan ayrılacağını açıklayan Huh Jung-Moo'nun Nijerya ve Yunanistan'ın arasından sıyrılıp ikinci tura çıkıp çıkamayacağını hep birlikte öğreneceğiz.


Neredeler?

Fifa'nın Dünya Sıralamasında gruptaki ülkelere oranla bir hayi gerideler: 47.


Yol Haritası

Düşman kardeşleri Kuzey Kore'yle aynı grupta yer aldılar. Evlerindeki maçı kazanıp dışarıda berabere kaldıkları gruptan toplamda 4 galibiyet 4 beraberlikle birinci çıktılar.

CV

En büyük kupaya tam 7 kez katıldılar. Oynadıkları 24 maçta aldıkları 4 galibiyeti de katıldıkları son iki turnuvada elde eden Güney Korelilerin dünya kupası tarihinde 7 beraberlik ve 13 mağlubiyeti var. Attıkları 22 gole karşılık kalelerinde 53 gol görmüşler.

Ne Turnuvaydı Ama!

Ev sahipleri oldukları kupada yaptıklarını bizden iyi bilen olamaz herhalde.

Yazarın Tahmini

Çok fazla şansları olduğunu düşünmemekle birlikte Arjantin'den alacakları sürpriz bir puan ve asıl rakiplerine karşı gösterecekleri performans kaderlerini çizecektir.

Fikstür

12 Haziran 2010, 20:30 vs. Yunanistan
17 Haziran 2010, 20:30 vs. Arjantin
22 Haziran 2010, 16:00 vs. Nijerya

2010 Dünya Kupası #8: Nijerya


"İsteksiz olmamız için bir sebep görmüyorum. Gruptan çıkacak kaliteye sahibiz. Nijerya şaşırtıcı derecede iyi oyunculara sahip ve Afrika'da oynamak bir avantaj." Lars Lagerback

Takımın başına şubat ayının sonlarında gelen bir hoca için haziranda Dünya Kupası oynamak zor olsa gerek. Son 9 yılını İsveç Milli Takımı'nın patronluğuyla geçiren Lagerback Afrika'nın Süper Kartallarıyla yepyeni bir maceraya yelken açmış oldu.

Fifa sıralamasına göre Afrika takımları arasında en iyi üçüncü takım olan Nijerya kupaya dördüncü kez katılacak. Ocak ayında Afrika Uluslar Kupası'nda üçüncü olan takım yaş ortalamalarına baktığımızda en genç yedinci ülke konumunda. Kadrosundaki isimlerin çoğu Premier League'den. Yalnız her takımın olmazsa olmazı olan sağlam bir ön libero konusunda sıkıntı çekebilirler çünkü Chelseali John Obi Mikel sakatlık dolayısıyla turnuvayı kaçıracak olan isimler arasında yer alıyor. Bu boşluğu Dinamo Kiev'den Yussuf Ayila ile doldurmaya çalışacaklardır. Evertonlı Victor Anichebe'nin kadroya davet edilmemesi futbolseverleri şaşırtmış olabilir fakat kadrodaki forvetlere bakınca Lagerback'e hak verenler olacaktır.

Oturmuş dörtlü defans kağıt üstünde sağlam gözüküyor, üstelik beklerin de ofansif yönü kuvvetli, forvetler de hiç yabana atılacak cinsten değil fakat grupta rakipleri olarak gözüken Yunanistan'ı ekarte etmek istiyorlarsa orta sahada sağlam durmaları lazım. Afrika takımlarında klasikleşen disiplin sorunlarına disiplinli bir Avrupalı ile çözüm getirebilirlerse sürpriz yapmaya aday takımlardan biri olabilirler.

Football Fans Know Better

Neredeler?

FIFA'ya göre dünyanın en iyi 20. takımı.

Yol Haritası

Toplamda 12 maç oynayan Nijerya 9 galibiyet 3 beraberlikle namağlup olarak kupaya katılmayı başardı. 20 gol atıp 5 gol yiyen takımın en golcü isimleri Obinna ve kadroya çağrılmayan Ike Uche.

CV

1994,1998,2002 yıllarında boy gösteren yeşil-beyazlılar 1994 ve 1998'de gruptan çıkma başarısı gösterdiler. ABD 94'te ikinci turda İtalya ile eşleştiler ve Roberto Baggio Nijerya'yı evine yolladı.

Ne Turnuvaydı Ama!

ABD 94. Uzun süre önde götürdükleri maçta İtalya'ya 1 dakika daha dayanabilselerdi, ilk kez katıldıkları kupada çeyrek final oynayacaklardı.

Yazarın Tahmini

Kilit rakip Yunanistan gibi gözüküyor. Eğer Rehhagel Maradona'ya kötü bir sürpriz yapmazsa aralarındaki maçı kazanan ikinci turu görebilir. A grubundan kimin geleceği hiç belli olmadığından çeyrek final bile ütopya değil.

Fikstür

12 Haziran 2010, 17:00 Arjantin
17 Haziran 2010, 17:00 Yunanistan
22 Haziran 2010, 21:30 Güney Kore

5 Haziran 2010 Cumartesi

2010 Dünya Kupası #7: Arjantin



"Eğer Dünya Kupasını kazanırsak, Buenos Aires'teki Dikilitaş'ın etrafında çıplak koşacağım." Diego Maradona

Uzun bir aradan sonra, tam da şölenin başlamasına 1 gün kala Güney Afrika '10 takımlarının tanıtımına kaldığımz yerden devam ediyoruz sevgili okurlar. Önümüzdeki günlerde arka arkaya bir çok postla karşılaşacaksınız.

Potansiyel olarak turnuvanın favorilerinden sayabileceğimiz ancak efsane D10'un teknik direktörlük performansı yüzünden hakettiği değeri görmeyen bir takım Tangocular. Elemelerde Brezilya'ya kendi evinde yenilmesi, grubu zorlanarak 4. tamamlayabilmesi, akıl almaz taktik ve kadro seçimleri Maradona'nın bugünlerde eleştirilmesinin en büyük sebeblerinden. Kadronun dışında bıraktığı Cambiasso, Gago, Zanetti, Lisandro, Lucho Gonzalez gibi isimler hala tartışma konusu. Diego Milito'nun şampiyonlar ligi finali performansı sayesinde kadroya seçilebilmesi ise kadro seçiminin ne kadar rasyonel olduğunu ortaya koyuyor açıkçası.

Forvet hattındaki isimler, kupaya katılan takımların hangisine koysanız ilk 11 oynayabilecek düzeyde. Ancak milli takımdaki performanslarının çok da iç açıcı olduğunu söylemek güç. Elemelerin 4 golle en golcü oyuncusunun kadroya giremeyen Riquelme olduğunu söylersem durumun vahametini anlamış olursunuz diye düşünüyorum. Takımın en golcü ismi 45 maçta attığı 13 golle şampiyonluk ümitleri Lionel Messi. Arjantin dünya kupası tarihinde bugüne kadar oynadığı 65 maçta 113 gol atmış. Her ne kadar gruptaki rakipleri savunmalarıyla ünlü olsa da Arjantin'in turnuva başına 8.01 gol olan ortalamasını bir şekilde yakalayacağını düşünüyorum.

Orta sahaya geldiğimizde çok fazla çeşitlilik olmadığını görüyoruz. Maradona'dan taktiksel anlamda bir sürpriz gelmezse, kaptan Mascherano'yla takımın abisi konumundaki Veron'dan oluşacak göbeğin sağında Gutierrez solunda Los Galacticos'la anlaştığı söylenen Di Maria'yı izleyeceğiz. Cambiasso, Lucho gibi takımlarında harika bir sezon geçirmiş, tecrübeli isimler dışarıdayken, bu dörtlüyü Pastore(0 maç!), Bolatti (5 maç) gibi tecrübesiz isimlerin yedekleyecek olması Arjantin'in en büyük handikapını oluşturuyor. Bu sezon fazla şans bulamayan Maxi Rodriguez'in 2006 Dünya kupasındaki performansını yakalayıp yakalayamayacağı ise ayrı bir merak konusu.

Savunmada yine bir dahiyane Maradona fikriyle hiç bek oyuncu yok! Sol bekte stoperden bozma Heinze, sağ bekte anadan doğma stoper Otamendi forma giyecek. Göbek ikilisi ise Şampiyonlar ligi finalinde birbirlerine rakip olan Samuel ve Demichelis. İlk maçta Nijerya'nın hızlı forvetlerine karşı yaşayacakları sıkıntıyı bu hantal savunmayla nasıl çözeceklerini merakla bekliyorum doğrusu.

Football Fans Know Better

Neredeler?

Arjantin Fifa sıralamasına göre de grubun favorisi: Almanya'nın ardından 7.sıradalar.


Yol Haritası

Oynadıkları 18 maçta 8 galibiyet 4 beraberlik ve 6 yenilgiyle grubu 4.sırada tamamladılar. Bolivya karşısında aldıkları 6-1'lik yenilgi ve gruptan çıkmak için kaderlerini belirleyecek Peru maçında 89.dakikada gol yiyip 90'da attıkları golle finalleri garantilemeleri unutulmazlar arasında.


CV

İlk Dünya kupasında kaybettikleri finalle birlikte 4 kez final oynayıp 2'sini müzesine götürmeyi başarmışlar. 14 kez katıldıkları turnuvada 113 gol atmayı başaran Arjantin topu filelerinden 73 kez santraya taşımak zorunda kalmış. Karnesi 65 maç, 33 galibiyet, 13 beraberlik, 19 yenilgiyle sınıfı geçen takımlardan.

Ne Turnuvaydı Ama!

Meksika 86. Maradona efsanesinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu yıl. Şimdikinden çok daha zayıf bir kadro, otoritelerin çeyrek finalin ötesini göremeyeceğini düşündüğü takımın kupayı kazanma başarısını göstermesi. Tanrının Eli!


Yazarın Tahmini

Her turnuvada favorim olan Arjantin'i kupa boyunca desteklemeye devam edecek olsam da Kolay gibi gözüken bu gruptan çıkmak sanıldığı kadar kolay olmayabilir. Düğüm Nijerya maçı. İlk maçı kazanmayı başarırlarsa çeyrek finale kadar rahat bir yolları olacaktır. Ondan sonrası Futbol sihirbazının ayaklarına bakıyor.

Fikstür

12 Haziran 2010, 17:00 vs. Nijerya
17 Haziran 2010, 14:30 vs. Güney Kore
22 Haziran 2010, 21:30 vs. Yunanistan

15 Mayıs 2010 Cumartesi

2010 Dünya Kupası #6: Fransa


"Bir yandan bu şekilde kazandığımız için utanırken diğer yandan da Güney Afrika'ya gitmeyi hakeden İrlanda için fazlasıyla üzülüyorum. Adil olan kesinlikle maçın tekrar oynanması. Ama benim kontrolümde değil ne yazık ki..."
Thierry Henry


"Neden özür dilemeliyiz, bir türlü anlamıyorum."
Raymond Domenech


Sıra, tanıtacağım 16 ülke içerisinde, objektif davranmak için çaba göstermek zorunda olduğum tek ülkede. Milenyum'un başlarında Avrupa'nın en sempatik takımlarından birisiydi Fransa. Oynadığı futbol herkese keyif veriyordu. 2002 Dünya Kupası'nın açılış maçında Senegal'e mağlup olmaları, bu tip şeyleri sevmeye eğilimli bir çok futbol romantiğini üzmüştü hatta. 1998 ile 2003 arasında 1 Dünya Kupası, 1 Avrupa Şampiyonası ve 2 Konfederasyon Kupası kazanmıştı takım. Gelinen noktada ise Javier Aguirre'nin Meksika'yla denk tuttuğu bir takım oldular. 2004'te Rehhagel savunma yaparak kupayı kazandığında Fransa'nın kaderiyle de oynadı. Çeyrek finalde eledikleri 'Les Blues' artık Domenech'e emanetti. O güne kadar Lyon ve Fransa 21 yaş altı milli takımlarını çalıştırmıştı 58 yaşındaki Fransız. İlk Dünya Kupası olan 2006 Almanya'da finale kadar çıktı ancak İtalya'ya kaybetti. Avusturya & İsviçre ortaklığıyla yapılan 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'na 1 puanla ve 4-1'lik Hollanda mağlubiyeti ile veda etti. Aldıkları 1 puan ise futbol tarihine kara bir leke olarak geçen, Romanya ile 0-0 berabere kaldıkları maç sonunda geldi. Öyle ki, sponsorları pişmanlığa sevk eden maçtaki tek pozisyon (!) Tamas'ın kırk metreden çektiği şuttu. Kovulmadı Domenech... 2000'de geleceğin savunmacıları arasında gösterilen Mexes'i çağırmazken kendisi gibi milli formayı yalnızca Adidas mağazalarında görebilecek Pascal Chimbonda'yı takıma aldı. (Mert kızmasın, Chimbonda'yı severim bu arada) Kadroyu kurarken astrologlara danıştı bu yüzden Robert Pires'i dışarıda bıraktı. Bu şartlar altında, Dünya Kupası'nın son finalisti; play off oynayarak ve haketmediği bir golle kupaya gelebildi. Fransa tarihinde, üst üste üç büyük kupaya gitmeyi başarmış başka bir teknik direktör yok. Kendisini takdir ediyor, tanıtım kısmı bu kadar uzun sürdüğü için özür dileyerek futbolun asıl aktörlerine geçiyorum.

Geçtiğimiz yaz, "Benzema Dünya Kupası kadrosuna alınmayacak" diyen adamın yatacak yeri olmazdı herhalde. Real Madrid'de bekleneni verememesine karşın kadroda olmaması büyük sürpriz. Anelka, Henry, Govou ve Gignac'ın varlığında Cisse büyük ihtimalle Afrika'ya gidemeyecek. Ne kadar kötü konuşsak da, Maradona gibi takımı forvetle doldurmayacaktır kendileri. Bu dörtlüden üçünü -Henry dışarıda kalmayacak şekilde- sürekli deniyor Domenech. Sabit bir forveti var diyemiyorum fakat illa olması gerekirse Gignac biraz daha kaleye yakın oynuyor. Bu sahte santraforun arkasında ofansif yönü kuvvetli 3 isim görüyoruz. Kanatlarda Henry ve Ribery (grup maçlarında Anelka'yı izledik) aralarında ise Gourcuff oynuyor.
Kimilerine göre iki ayrı on bir çıkartılacak Fransa'nın en kaliteli tarafı hücum hattı.

Muhteşem üçlünün arkasında, Diarralar'dan ikisini ya da Toulalan veya Diaby ile harmanlanmış birisini izleyeceğiz. Bu sezon Lyon'la Şampiyonlar Ligi'nde yarı final gören Toulalan ve Arsenal'in ciğersiz Diaby'si, şu güzelim kadro elimde olsa benim sahadaki tercihim olur.

Brezilya'nın yaşadığı sol bek sıkıntısına nazire yaparmış gibi bir hali var Fransa'nın. 30 kişilik kadroda; Clichy, Abidal, Evra gibi gözü kapalı oynatabileceği beklere sahip Domenech. Kim gitmezse Afrika'ya yazık olacak. Bu bolluk, sezon başında Milan'ın dişleri yüzünden transferinden caydığı Aly Cissokho'nun başına patladı. Lyon'da başarılı bir sezon geçiren oyuncu kadroda yok. Elemelerde vazgeçmediği Sevilla'lı Escude'yi kadroya almayan Domenech, Mexes'i zaten takmadığından stoperde bek rotasyonundan faydalanmak zorunda kalabilir. Gallas o mevkinin ilk sahibiyken yanında Rennes'den Fanni ya da Escude'nin takım arkadaşı Squillaci'yi görebiliriz. Sağ bekte ise ilk tercih elbette Sagna. Yazarken heyecanlandıran bir kadro...

Taktik dehası Domenech, temeli 4-5-1'e dayanan 4-2-1-2-1 dizilişiyle çıkartıyor takımını sahaya. Gourcuff, Henry ve Ribery'nin Anelka ya da Gignac'a destek verdiği bir hücum hattı, normal şartlar altında takvimlere bakınca insanı huzursuz etmeli. 25 gün beklemek için çok fazla. Fakat, Domenech'in bu takımı organize edebileceğine nedense pek inancım yok.


Neredeler?
Grupta FIFA listesini baz alırsak en iyi dereceye sahip takım. 10. sıradalar.

Yol Haritası
UEFA elemelerinde oynadıkları 10 maçta 6 galibiyet ve 3 beraberlik alıp Sırbistan'ın ardında grubu ikinci bitirdiler. Tek mağlubiyetlerini Viyana'da Avusturya karşısında aldılar kupaya gelene kadar. İrlanda'yı play-off maçlarında 1-0 ve 1-1'lik sonuçlarla eleyip, futbol şölenine katılma hakkı kazandılar.

CV
14. turnuvaları olacak bu yaz katılmaya hak kazandıkları. 51 maçta, 26 galibiyet alıp 95 gol attılar. 16 mağlubiyetle birlikte 64 de gol gördüler kalelerinde.

Ne Turnuvaydı Ama!
Fransa '98. Açıklamaya gerek yok sanırım.

Yazarın Tahmini
A Grubu, çok eğlenceli olacağa benziyor. Galibiyetle başlayıp mağlubiyetle bitireceklerdir. Meksika karşısında alacakları 1 puan, Rıdvan Dilmen'i içinden çıkamayacağı averaj hesaplarına zorlar.

Fikstür
11 Haziran 2010, 20:30 vs. Uruguay
17 Haziran 2010, 20:30 vs. Meksika
22 Haziran 2010, 16:00 vs. Güney Afrika

----

A Grubu'nun sonuna geldik. Önümüzdeki haftadan itibaren, B Grubu'nda Mr. Blonde sizlerle olacak. Esen kalın.

13 Mayıs 2010 Perşembe

2010 Dünya Kupası #5: Uruguay

"Yirmi yıl geçti. Yaşlanıyorum fakat aynı zamanda daha olgun ve tecrübeli olduğumu hissediyorum. Mesela ilk turda yapmanız gereken tek şeyin ikinci tura yükselmek olduğunu çok iyi biliyorum."
Oscar Washington Tabarez

İtalya '90 ilk büyük macerasıydı 'El Maestro' lakaplı Tabarez'in. 12 yıllık futbolculuk kariyeri ve Bella Vista'da başladığı teknik direktörlük hayatı boyunca ilk kez Avrupa'ya gitmişti o sene Tabarez. Belçika, Kore ve İspanya'lı grupta aldığı bir galibiyet ve beraberlikle grubu 3. sırada bitirmiş ve en iyi üçüncüler kontenjanından tur atlamıştı takımı. Bir sonraki turda ev sahibi İtalya'yla eşleşip eve dönmüştü 63 yaşındaki hoca. 4 yıl sonra Cagliari ve 22 maçlık Milan deneyimi için ise yine İtalya'nın yolunu tutmuştu. 20 yıl sonra, yine milli takım sayesinde başka bir kıtaya gidiyor Tabarez. Bu sefer sahip olduğu kadro daha tecrübeli tıpkı kendisi gibi.

Hollanda ve Yeni Zelanda'nın 8 maç yaparak gelme şerefine nail olduğu Dünya Kupası'na, Uruguay tam 20 maç sonunda ulaştı. Meksika hazırlık maçları oynayarak uyum sorununu aşıyor demiştik. Uruguay ise bu uyumu grup maçlarında zaten yakaladı. Bu sebeple turnuvaya katılan 32 takım içinde, aday kadrosu üzerinde spekülasyonlar yapılmayan tek takım oldu Uruguay. Afrika'ya gelirken oynadıkları maçlarda gördükleri 55 sarı kart da bir başka rekor. İrdelenebilir aslında bu durum fakat, Lugano ve attığı her golden sonra formasını çıkartan Forlan aynı takımda olunca pek sırıtmıyor bu kartlar. Tabarez'in ilk 11 tercihinin, Avrupa'da top koşturan oyunculardan oluşması da, Güney Amerika takımı için düşülebilecek bir başka not.

Uruguay'ın forvet hattı, form durumlarını göz önünde bulundurursak çok az takımda var. Milli formayla 28 gol atan Sebastian Abreu ve Palermo'da bu sezon 11 gol atan Cavani'yi kenarda oturtacak kadar şanslı Tabarez. Geçtiğimiz yıldan Altın Ayakkabı ödüllü Forlan'a, 10 ayda 49 gol atan Suarez eşlik ediyor. Bu ikilinin arkasında, hücuma dönük orta saha oyuncusu rolünde, Suarez'in takım arkadaşı Loderio yer alıyor. Takımın kimilerine göre en zayıf halkası 21 yaşındaki yıldız adayı Loderio zira Ajax formasıyla yalnızca 9 maça çıktı ve bunların hiçbirinde de ilk 11 başlamadı. Fakat Kosta Rika karşısında sergilediği futbol ve bu sezon oynadığı 30 maçta attığı 13 gol yeterli bir referans şu aşamada.

Mevcut oyunculara baktığımız zaman Uruguay için en mantıklısı 4-3-1-2 ve Tabarez de bu sistemle sahaya çıkartıyor takımını. Çift forvetten eleme maçları sırasında hiç vazgeçmedi. Fakat skoru korumak istediği dakikalarda Loderio'yu orta sahadaki üçlüye daha yakın göreceğiz. Savunma yönü kuvvetli olan Gargano ve Perez ikilisiyle, sol açık gibi oynayan Alvaro Pereira'nın hücum gücü rakipler için büyük tehdit. Bu yaz Uruguay'ı bol bol kontraya çıkarken izleyebiliriz.

Lugano'nun liderliğinde bir geri dörtlüsü var takımın. Gol atmakta sıkıntı yaşamayan Uruguay için Lugano'nun kendi kale önünde yapacakları daha önemli. Önümüzdeki sezon büyük ihtimalle Serie A'nın yolunu tutacak olan Villareal'den Diego Godin'le birlikte savunmanın göbeğini koruyor bu ikili. Kanatlar ise Portekiz'de top koşturanlara emanet. Sağda Benfica'dan Maxi Pereira yer alırken sol kanatta da Porto'lu Fucile'yi göreceğiz. Savunma hattı toplamda 139 kez milli formayı giyen Uruguay'ın tek yapması gereken elbette Tabarez'in tiye aldığı şey değil. Turnuvaya iyi konsantre olmak takımı beklediğinden daha da yukarılara taşıyabilir.

Uruguay'ın eski günlerine dönüş için geçmesi gereken de büyük ihtimalle tanıdık bir dost olacak. Bugüne kadar 182 kez karşılaşan Arjantin ve Uruguay, grupları farklı sırada bitirip tur atladıkları taktirde birbirlerine rakip olacaklar.



Neredeler?
FIFA'nın listesinde, Meksika'nın hemen altında 18. sıradalar.

Yol Haritası
CONMEBOL Dünya Kupası elemelerinde oynadıkları 18 maçta aldıkları 6 galibiyet ve 6 beraberlikle 24 puan toplayıp play-off oynamaya hak kazandılar. CONCACAF elemelerinden gelen Kosta Rika'yı 1-0 ve 1-1'lik sonuçlarla geçip bileti kaptılar.

CV
11 turnuva, 40 maç. 15 galibiyet, 15 mağlubiyet. İlk üç turnuvada 46 gol attılar ama devamındaki 8 turnuvada attıkları gol sayısı sadece 19. Kuzey Avrupa ülkelerinden yedikleri 14 golle birlikte toplam 57 gol gördüler kalelerinde.

Ne Turnuvaydı Ama!
İki yarı final ve bir çeyrek final yaşayan bu futbol ülkesi katıldığı ilk iki turnuvayı da şampiyon tamamladı: Uruguay '30 ve Brezilya '50. Kendi evlerinde kazandıkları yıl kupanın adının Jules Rimet olmasından değil ama ikinci kazandıkları kupa daha değerli kesinlikle. Maracana'da, 16 Temmuz'da ve 173.850 seyircinin izlediği maçta, Brezilya'yı 1-0 geriden gelip 2-1 yenerek uzandılar kupaya.

Yazarın Tahmini
Turnuvaya mağlubiyetle başlayıp Güney Afrika karşısında alacakları galibiyetle toparlanırlar. Son maçta Meksika karşısında alınacak beraberlik, grubun geleneğini devam ettirir.

Fikstür
11 Haziran 2010, 20:30 vs. Fransa
17 Haziran 2010, 20:30 vs. Güney Afrika
22 Haziran 2010, 16:00 vs. Meksika

2010 Dünya Kupası #4: Meksika

"Bu grubu kolay ya da zor diye değil, favorisi olmayan bir grup olarak tanımlamayı tercih ederim. Hepsi birbirinden farklı oyun tarzına sahip üç rakiple mücadele etmek zorundayız."
Javier Aguirre

2001'de Enrique Meza kovulduktan sonra devraldığı takımı Copa America'da finale taşımıştı 'kurtarıcı'. Ertesi yıl Dünya Kupası'nda ise Ekvator, Hırvatistan ve İtalya'lı grubu, 7 puanla zirvede bitirmiş ancak 2. turda ABD'ye 2-0 yenilip elenmişti. Turnuvadan sonra selefinin kaderine mahkum olan Aguirre 7 yıl sonra bir deja vu yaşıyor. Haziran 2008'te takımın başına geçen Sven Goran Erikkson, Nisan 2009'a kadar hazırlık maçları dışında sadece 1 galibiyet alınca, yine 52 yaşındaki Meksikalı'ya koştu federasyon. Göreve geldikten 2 ay sonra Gold Cup'ı kazanan hoca, ikinci Dünya Kupası deneyimini yaşayacak. Fakat bu kez, rakiplerinin daha karmaşık olduğu ortada.

Dünya Kupası'na katılmak için yola çıkan 200 takımın içinde, en çok oyuncusu gol atan ve yedek kulübesinden en fazla destek alan takım Meksika. 19 farklı oyuncunun skora katkı yaptığı takımda oyuna sonradan girenler de tam 11 gol attı. Elbette sürpriz değil bu. Zira o kulübede Manchester United, Barcelona, PSV ve AZ etiketli oyuncular oturuyor. Tüm oyuncuların hücumda etkili olduğu bir takım fikri kulağa hoş gelse de diğer yandan güvenilir bir golcünün olmayışı önemli bir sıkıntı doğuruyor. Bu yüzden 37 yaşında ve kilo problemi yaşayan Cuauhtémoc Blanco aday kadroya davet edildi.

Takımın hücum hattı Avrupa'da top koşturan 'yeni nesil' oyunculardan oluşuyor. Kanatlarda Deportivo'dan Guardado ve 'bizim çocuk' Dos Santos oynarken, Premier Lig patentli Vela ve Franco kaleye en yakın oyuncular. Sezon bitmeden Manchester United'a transfer olan
Chicharito ile yukarıda bahsi geçen Blanco da sık sık bu dörtlünün arasına girecek gibi.

Orta sahanın savunmaya dönük kısmında, ikisi de yerel ligde oynayan Torrado ile Castro var. Bu iki ismin, hücumdaki dörtlünün toplamından daha fazla milli formayı giydikleri notunu düşelim burada. En geride yine Avrupai esintiler çıkıyor karşımıza. Tanıtmaya gerek olmayan Marquez'e, Avrupa Ligi şampiyonu Atletico Madrid'in sezon başında ilgilendiği Magallon eşlik ediyor. Kanatlarda ise PSV ve Stuttgart'ta forma giyen Salcido ile Osorio oynuyor.
Bu ikili de, toplamda 141 kez milli formayı giydiler. Kenarda bekleyen Rodriguez'in fiziği ile Juarez'in hızı da savunma anlamında artılar.

4-2-2-2 dizilişini benimseyen Aguirre, Dos Santos ve Guardardo'nun enerjisi sayesinde sık sık 4-4-2 ve 4-2-4'e dönebiliyor. Finallere 11 hazırlık maçı oynayıp gidecek olan Meksika, gençlerini takıma adapte etmek için yeterince fırsata sahip olacak. Bakalım o gençlerin yeteneği, savunmanın tecrübesiyle birleşecek ve ilk kez başka bir ülkede ikinci turdan sonrasını görecek mi Meksika? 28 gün kaldı sorunun cevabını almaya başlamamız için. Oynadıkları 9 eleme maçına gelen 735.000 taraftarla rekor kıran, ABD ile oynadıkları maça 104.499 seyirci gelen Meksika'nın, bu desteği Güney Afrika'da bulup bulamayacağı da kişisel merak konum.


Neredeler?
FIFA'nın listesinde 17. sıradalar.

Yol Haritası
CONCACAF Dünya Kupası elemelerinde oynadıkları 10 maçta aldıkları 6 galibiyet ve 1 beraberlik, Meksika'yı ABD'nin ardından Afrika'ya getirdi.

CV
19'da 14. Kaçan beş turnuvadan biri de(İtalya '90), Gençler Şampiyonası'nda yaşça büyük futbolcu oynatıp diskalifiye edilmelerinden kaynaklanıyor. Amiyane tabirle, Dünya Kupası'nın kaşarlanmış ülkeleri arasındalar artık. Bu 14 turnuvada 45 maça çıkan Meksika, 11 defa dalgalanırken, 22 kez de duruldu. Attıkları 48 golün bir hayli fazlasını kalelerinde gördüler: 82.

Ne Turnuvaydı Ama!
Dünya Kupası'na İtalya ve Fransa ile birlikte iki kez ev sahipliği yapan üç takımdan biri olan Meksika, 1970 ve 1986'da düzenlenen bu iki turnuvada da çeyrek finali gördü.

Yazarın Tahmini
Katıldıkları son 7 turnuvanın 6'sına galibiyetle başlayan Meksika, son maçta Uruguay karşısında alacağı beraberlikle grubu 4 puanda tamamlar.

Fikstür
11 Haziran 2010, 16:00 vs. Güney Afrika
17 Haziran 2010, 20:30 vs. Fransa
22 Haziran 2010, 16:00 vs. Uruguay

10 Mayıs 2010 Pazartesi

2010 Dünya Kupası #3: Güney Afrika

"Bu bir süreç, tıpkı bir evin oluşması gibi. Nasıl ki, çatısı olmayan eve eşya yerleştiremezseniz, futbolda da bazı şeyleri adım adım yapmak zorundasınız. Bu süreç, sabır ve yetenek gerektiriyor."
Carlos Alberto Parreira

2 yıl önce bugünlerde eşinin hastalığı sebebiyle, "ailemin bana ihtiyacı var" diyerek ayrıldığı görevine, Ekim 2009'ta dönmüştü Brezilyalı. Birçoklarına göre bu yaz gruptan dahi çıkamayacak Bafana Bafanalar. Dünya Kupaları tarihinde, ilk turda elenen bir ev sahibi yok. Bu kötü ünvanla anılmamak için, takımını kapasitesinin üzerine çıkartması gerektiğinin farkında Parreira.

FIFA'nın Dünya sıralamasını baz alırsak, turnuvaya katılan 32 ülke içinde en kötü sıralamaya sahip olanı Güney Afrika. Kadro anlamında ise Yaşlı Kıta'nın diğer temsilcileri Fildişi Sahilleri, Kamerun, Gana ve Nijerya ile karşılaştırdığımız takdirde de en zayıf halka diyebiliriz ev sahibi ülkeye.

Geçtiğimiz yaz, yine ev sahibi sıfatıyla mücadele ettikleri Konfederasyon Kupası'nı dördüncü tamamlamışlardı. Bu başarı, yukarıda sayılanları gözardı etmek için yeterli gibi aslında. Özellikle Brezilya ve İspanya karşısında oynadıkları futbol gerçekten etkileyiciydi. Guiza'nın kırk yılda bir atma şerefine erişeceği gollerle 3-2 kaybettikleri maçta, Katlego Mphela attığı 2 golle Güney Afrika adına takip edilesi bir isim olduğunu kanıtladı. Mphela arkasındaki Pienaar, McCarthy ve iki kez Güney Afrika Futbol Ligi'nin en iyi futbolcusu seçilen Teko Modise ile beslenmekte pek sıkıntı yaşamıyor.

Savunma hatları içinse böyle iyi şeyler söylemek zor. Ülke tarihinin en çok milli olan oyuncusu, Portsmouth'tan Mokoena hem defansın hem de takımın lideri. Defansın ortasındaki diğer isim, 1.99'luk Booth. Ülkenin ilk güzellik kraliçesiyle evli bu dev adama, sağ bekte takım arkadaşı Gaxa eşilk ediyor. Sol bekte ise yine bir veteran, Maccabi Haifa'dan Tsepo Masilela var. Belirtmekte fayda var, Masilela bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde takımının oynadığı 6 maçta da forma giydi. Yerel ligde üstün performans sergileyen Gaxa ve Booth'un Anelka, Forlan ya da Blanco karşısında ne yapacakları ise çok büyük bir soru işareti.

Sahaya 4-4-2 şeklinde çıkan Güney Afrika, kanat oyuncularına fazla defansif görevler yüklemeyen Parreira ile 4-2-4 düzeninde bir oyun sergiliyor. Bu da, yukarıda bahsettiğim hücumdaki dörtlüyü rakipler için çok tehlikeli kılıyor. Ancak tekrar etmek gerekirse, turnuvadaki kaderlerini kendi kale direklerinden geçen toplar belirleyecek. Altıncı Dünya Kupası'nı yaşayacak olan Parreira da, muhtemelen fotoğraftaki toplara bakınca takımının attığı golleri görmüyor.


Neredeler?
FIFA'nın listesinde 90. sıradalar.

Yol Haritası

Ev sahibi kontenjanından 8 yıllık hasrete son verdiler.

CV
'98 Fransa ve '02 Güney Kore & Japonya'dan sonra üçüncü kez bu dev arenaya çıkıyorlar. 6 maçta, 1 galibiyet alırken 3 kere de beraberlikle ayrıldılar sahadan. Kalelerinde 11 gol görüp, 8 defa da sevindiler.

Ne Turnuvaydı Ama!
İlk turdan ötesini göremedi Bafana Bafanalar.


Yazarın Tahmini
Meksika karşısında alacakları sonuç belirleyici olacak. Gönlümden geçenle birlikte, sıklıkla ortaya çıkan ev sahibi şansını da göz önünde tutup, 4 puanla işi averaja bırakırlar diyorum.

Fikstür

11 Haziran 2010, 16:00 vs. Meksika
16 Haziran 2010, 20:30 vs. Uruguay
22 Haziran 2010, 16:00 vs. Fransa

7 Mayıs 2010 Cuma

2010 Dünya Kupası #1: Kalp Atışları Hızlansın!

9 şehir ve 10 stadyum arasında mekik dokuyacağımız günler yaklaşıyor.
19. Dünya Kupası'nın başlama vuruşu, 34 gün sonra Johannesburg'da yapılacak. Yine Asya'dan bir ülkeyi göremeyeceğimiz açılışta, ev sahibi Güney Afrika, beşinci kez turnuvanın ilk maçına çıkan Meksika ile karşılaşacak.

Uzun süre önce niyetlenip başlayamadığımız 2010 Güney Afrika Serisi, heyecanın gitgide artmasıyla birlikte nihayet karşınızda. Temmuz'un on birinde, Soccer City'de sona erecek oyunun sahne arkasında neler var, başlayalım bakmaya.

30 Mart 2010 Salı

That's The Football...

İtalya, 18 Haziran 1990.